Belki 2013'ün bir özeti bu yazı ama aslında Dedem için kaleme alındı...
2013 ne kadar zor geçti, ne kadar sıkıntılı, ne kadar yorucu.
Kötü haberlerle doluydu hep sanki ve kayıplarla.
Hepimizin tanıdığı halka mal olmuş kişiler dışında sevdiklerimizi kaybettik. Eniştemizi, Koca Dayımızı, çocukluğumuzun hatıralarında güzel yerlere sahip Komşu teyzemizi ve yıl biterken Canım Dedemizi. (20.12.2013)
Kötü haberler aldık, bu haberlerle sınandık. Canım babam hiç aklımıza getirmek istemediğimiz o kötü hastalıkla tanıştı, tanıştık. Şok olduk o kadar kısa sürelerde oldu ki bunlar şok etkisini sürdüremedik bile hemen aksiyon almaya başladık. Gırtlak kanseriydi ve hemen müdahale edilmesi gerekiyordu.
Hergün bir sürü birbirinden farklı doktorla görüştük tam karamsarlığa kapılacakken Allah o 2 güzel insanı çıkarttı karşımıza hemen ameliyat oldu babam. Sesini kaybetti ama bizimle birlikte, yanımızda, yanıbaşımızda ya işte bu herşeye bedel. Varsın sesi olmasın ne farkeder kendisi bizimle daha ötesi mi var. Allah'ın izni ve doktorlarımız Nazım Korkut ve Hakan Gülen sayesinde huzurluyuz artık. Kalan sıkıntılarımızı da inşallah tez vakitte savuracağız.
Hastalıklar, kayıplar dışında şimdi dönüüp baktığımızda sıkıntı yaratmayan ama yaşadığımız anda çok sıkıntı yaşadığımız şeylerde oldu. 2 numaranın başına gelenler ah yavrum. Şu yaşında kolunu yaktı baştan sonra sıcak çayla, yaktı diyorum ama kendisi yakmadı elbet. Sonra ablayla oynarken olmayacak şey oldu kolunu da kırdı. Ah yazın hemde yazlıkta akşamın vakti neler yaşadık. Hepsi telafisi olan şeylerdi çok şükür ama oğlan biraz talihli galiba baksana hepsi onu buluyor.
İş hayatı monoton desem değildi, heyacanlı desem değildi, çok şükür diyelim 2014'de daha iyilerini bekleyelim. istiyorum-olsun!!! Tabii hepimiz iş konusunda bu kadar iyi bile değildik ama biliyorum yeni sene herşey daha güzel olacak İNŞALLAH.
Sene biterken sıkıntılı bir haber daha aldık. O kötü hastalık yine etrafımızda dolanıyor. Eniştemiz hasta ama Allahın izniyle herşey yolunda gidecek yeni ayda güzel haberleri alacağız.
Ve Dedem, canım Dedem. Babamın babası Dedem. Annemin babasını hiç görmemiştim annem daha evlenmeden vefat etmiş dedem. o yüzden 1 tane dedem oldu hep şimdiyse artık bir dedem yok.
Öyle garip ki çocukluğumun ana karakterlerinden birisiydi şimdi yokya sanki bu kayıplarla o çocuklukta kayboluyor gibi.
Bundan sadece birkaç ay önceydi, ortanca eniştemizi kaybettiğimiz ilk bayramdı, hepimiz halamın evinde toplanmıştık bayramın ilk günü. Tam apartmandan içeri girerken söylemişti kardeşim dedeme konan mide kanseri teşhisini.
Dedemi en son gördüğümde Eylül ayı bitiyordu çocuklarla beraber gittik yanına hala ayakta hala her işini kendi görüyordu ama tabii çok yoruluyordu. Israrla her ezan vakti namazını kılmak için camiye gidiyordu evde kılsana diyen kimseyi umursamadan. Alışmıştı çünkü, o hep güçlüydü, her işini hep kendi görürdü. benim oğlan bütün gün dedemin bastonu elinde evin içinde atçılık oynayarak koşturdu dedem hiç ses etmedi namaz kılarken önünden geçmesi dışında :) Oğlan gelip dedemin ona kızdığını anlatıyordu çat pat konuşma haliyle. -Dedee abiş hııııııı-
Çocukları dedeme hep huysuz hata bazen aksi derlerdi beşkide öyleydi bilmem ama ben hiç şahit olmadım, hiç yaşamadım.
Çocukluğum her yaz dedemlerde geçti rahmetli babaannem, dedem, amcamlar, halamlar, yengem. Tatil oldumu soluğu orada alırdım, yok başka şehir değil İstanbul'daydılar Ümraniye'de ama işte çocuktum ne keyifti orada olmak. Dedemin hiçbir kötü sözüne, kötü tavrına yada suratına şahit olmadım. Hep sevdi beni, bizi bilirim. Ben oraya gittiğimde hemen çokokrem alırdı bana bilirdi çünkü çok severdim. Çocukluğum ve ergenliğim hep çaydan uzak geçti sevmezdim hala da bayılmam ama içiyorum işte. Ama dedemin yaptığı çay çok güzel olurdu hep ve ben hep içerdim hiç istisnasız. Nasıl yapardı izlerdim öğreneyim bende yapayım diye ama ıı-ııhh olmazdı onun çayının bir başka lezzeti vardı. eli lezzetliydi belkide hep deriz ya sevgisini katıyordu içine :)
Birde her kurban bayramı hemen bir kavurma yapardı kurban etinden. Eti de çok sevmem yoksa aramam ama bayramlarda o kavurmaya dayanamaz patlayana kadar yerdim ve onuda kimse dedem gibi yapamazdı. Hala yapamıyor kimse dedem gibi.
Ben yazları dedemlere giderken ailenin benden sonra gelen torun yeğen 2 numarası kuzende gelirdi yanıma birlikte oynardık azar kudururduk evi yakındı o akşam dönerdi. Dedem karayollarında çalışıyordu daha emekli olmamıştı bizi arada yanında götürürdü. karayolları inşaatlarında dozerlerde gezerdik kuzenle beraber. Canım dedem hep dinçti, hep aslan gibiydi, hep heybetliydi.
Benim küçüklüğümde annemin bir fotoğrafını vitrinde görüp ne çok kızmış anneme Müge'nin fotoğrafını çektirip bana vermiyorsunuz diye hatta almış vitrinden fotoğrafı da koymuş cebine :) Annemler zor ikna etmiş onun ben değil kendisi olduğuna. Böyle parça parça bir sürü anı var aklımda ve gözümün önünde canlanan bir sürü sahne. Kurt hikayeleri, odun kesme yarışması maceraları ahh dedem ahh. Vefatından sonra sigara tabakasının içinden babamın küçüklük fotoğrafı çıkmış hepsi çok şaşırmış. Babamında söylediği gibi o hepimizi çok severdi gizliden gizliye olsada. Seni çok seviyorum Dedem, Nurlar içinde, cennet bahçelerinde, rahmetle uyu...
Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2013 Pazartesi
26 Temmuz 2012 Perşembe
1...2...3... ve Yeniden Başlasın....
Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemez haldeyim. Giriş cümlesini kaç kere yazdım, kaç kere sildim onu da bilmiyorum...
En son posta bakıyorum da biraz daha beklesem 1 yıl olacakmış :o/
Kısa kısa özet geçeyim tarihe not olsun, sonrada düzenli yazmaya başlayayım inşallah. (bu da kendime not olsun!)
06 Ekim'de aldım Kuzey kuzumu kucağıma, çektim o nefis kokuyu 2.kez içime. 2.kez taçlandım, 2.kez insan oldum, 2.kez içimde ki o boşluğu doldurdum.
Oğlana dair notlarımı ayrı postta yazayım kızmasın elma çekirdeğim, -ne o beni arada geçiştirdin mi diye :)
![]() |
| Hastaneden 2 Kare <3 2 Aşk |

Doğum sonrası eve döndük ve anladık ki daha 1,5 sene geçmiş olmasına rağmen ilk acemilik geri gelmiş, Mai'de neler yaptığımızı, nasıl yaptığımızı unutmuşuz :) Ve anladık ki anneannelerin&babaannelerin 30 yıl önce bizlere; siz bebekken öyle yapardık, böyle yapardık o, bu vs vs vs söylemlerinin gerçekliği boş :) Yahu ben bu halimle 1,5 sene önceyi unutmuşum siz nasıl bu kadar net hatırlıyorsunuz en az 30 sene öncesini :)
Bu kez doğum sonrası süt izmini parça parça değilde toplu olarak kullandım. Malum ofiste 2.hamileliğim pek şenlikli karşılanmamıştı sanki 1,5 sene arayla çocuk yapılamaz özel koşulu varmış gibi. Özel sektörün fenalıkları olsa gerek!
Tüm izinlerimi birleştirdim ve Nisan'a kadar evde büyük boy ve küçük boy elma çekirdeklerimle mutlu, sağlıklı, bol eğlenceli, zaman zaman zor, delirmekten bir tık önce duran, yorgun, uykusuz, bakımsız, kocaya bolca saldırmalı ama en çok ta huzurlu, keyifli, mis gibi günler geçirdim. Bu süre içerisinde tam zamanlı ev hamını olmaya karar vermiştim ki biraz daha zaman var, şimdi değil diyerek koca beni işe postaladı :)
2.doğumumda 1.nin sezeryan olmasından mütevellit mecburi sezeryan oldu. Doktorum diğer tüm doktorlar gibi planlıl sezeryan olacağı için 38.hafta için tarih verdi ama ben onu, bunu, şunu bahane ederek süreyi 40 haftaya tamamladım. Kız 40.haftada doğdu, oğlan neden az dursun, hem doktor ilk hamileliğimde bebek ne kadar fazla karnında durursa o kadar iyi diyordu diyerek süreyi tamamladım.
Ancak 2.doğumun bu kadar yakın olması nedeniyle mi? Yoksa tüm süreci zaten biliyor olmak nedeniyle mi bilemediğim bir şekilde çok zordu doğum ve sonrası!
Epiduralde bile canım yandı ki ilkinde hiç birşey hissetmemiştim. Ama bunu olacakları bildiğim için acıyı hissediyorum diye düşünüyorum. Boşuna demiyorlar, insan bilmediğinden korkmaz diye.
Doğum sonrası odaya çıktığımda ağrılarım çoktan başlamıştı bile, ayaklarım hala hissiz ama ağrım kendini gayet hissettiriciydi. Doktorum aynı yerden kısa sürede ikinci kez kesim yapıldığı için bunun normal olduğunu söyledi.
Doğum sırasında doktora haızr açmışken varken yağları da alıver bu karnım hala inmedi eski haline diye sızlanıyordum ki doktor alacak yağ olmadığını söyledi! Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim ki! Nasıl gidecek bu lanet olasıca göbek&karın bla bla bla?
Kısa geçmeye çalışıyorum :P İlk doğum sonrası yaptığım aptallığı yapmayarak eve döndüğüm gün korse kullanmaya başladım.
Korse hem ağrımı azalttı hemde hareket rahatlığı sağladı. Ameliyatlı olmama rağmen kimsenin desteği olmadan yatıp, kalktım, oğlanı yatağından alabildim, geri koyabildim.
Tabii en onemlisi korse sayesinde karnım çok daha çabuk indi.
Ama şimdi o kalan göbek nasıl gidecek bilmiyorum, araştırmaya başladım galiba karın kaslarını sıkılaştırmak için endoskopik karın ameliyatı olacağım, çok sıktı bu durum beni, yetti gari aaaaa!
2 çocuklu yaşamda olanları, tecrübe ettiklerimi, başıma gelenleri, yaşadıklarımı yazacağım daha çok post var gibi görünüyor.
![]() |
| Ailenin 4'te 3'ü :) |
Kızın 2.yaş günü, 2 çocukla çekirdek aile ilk tatil,kız kardeş kınası, düğünü, kuduruk oğlan çocuğu, daha uzun süt macerası, kızın oğlanı kabullenişi ve ve ve ve daha bir sürü şey....
şimdi kocaman öpüp yemeğe kaçıyorum. Evet oruç tutmuyorum, süt veriyorum.
geri döneceğim.... ;)
22 Eylül 2011 Perşembe
Veliefendi'de Bir Deli :)
2 hafta önce Pazar günü bizim kız uyanıp koltuk tepelerinde dıgıdık dıgıdık yapmaya başlayınca hadi bugün Veliefendiye gidip atları seyredelim, hava da güzel değişiklik olur dedik. Midillilerde oluyordu onlarla da gezdiririz gıdıgık keyfi yerine gelir dedik :) Düştük yollara...

Bizimki Velifendi'ye girdikten sonra özgürlüğünü ilan etti, pusette oturmak ne kelime elini bile tutturmadan her bir köşeye koşturuverdi.
İlk sokak düşüşünü de yaşadı, ilk yarasını da aldı ama bana mısın demedi, toz çamur pislik içinde ama musmutlu olarak eve döndük :) Yarasının kabukları bile döküldü :) bakıp bakıp ööğğğ diyor birde, beğenmedi küçük hanım yaralı bacağını.
Midilliye falan binmedi tabi hatta atları seyretmedi bile azıtıp koşturmak varken kim ne yapsın dıgıdıkı :)





İlk Ateş! İlk Hastalık! İlk Antibiyotik!
Üzerinden uzun zaman geçti ama Mai'min tarihine not olsun diye yazıyorum.
15+5 iken ilk kez ateşlendi koca gözlüm.
İlk ateş! İlk hastalık! İlk antibiyotik!

Dr kontrolüm olduğu için annemdeydik. Mai'yi bıraktık hastaneye gittik, döndük. Koca göz uyuyordu, uyandı ki ateşler içerisinde yanıyor! Herşey 1 saat içinde olmuştu zaten.
Doktoruyla yapılan görüşmeler, ateş ölçmeye başlamalar. Ateş düşürücü verip 45 dakika geçmesini bekleyip yeniden ateş ölçümleri. Düşmediyse fitil verip ateş takibinin yapılması.
Gece ateş yüzünden huzurlu uyuyamayan bir melek, 45 dakika da bir saat kurup kalkıp ateş ölçen bir anne & baba. İlk günün sonuna doğru ateşte bir değişim olmayınca başlayanılan ilk antibiyotik.

Neymiş efendim, salgın varmış boğaz enfeksiyonuymuş. İlaçlarla yüzü gülen biraz toparlanan, yeni ilaç saati yaklaştıkça enerjisi düşüp ateşi yükselmeye başlayan minik melek seni çok seviyorum. Sen hep iyi ol, Allah sıkıntını üzüntünü göstermesin bizlere... (22.08.2011)

22 Temmuz 2011 Cuma
Anlattım ki Çabuk Geçsin
Sıkılıyorum, içim sıkılıyor, yine kafamın içinde küçük adamlar bır bır bır söyleniyor.
Yazmak istiyorum, sürekli kendime notlar alırken buluyorum kendimi ama yok onları bir türlü adam akıllı yazıya falan dökemiyorum.
Bugünde Mai'nin gözünde ki geçmeyen kanlanmaya sıkılıyorum. Ofisten çıkacağım birazdan eve gidip minik cücemi alıp Dr'a gideceğiz. Hava değişiminden olur mu böyle şeyler? Yoksa tatildeyken denizden mikrop kaptıda istanbul'a döndükten sonra mı çıktı ortaya? Yada sıcak havalar yüzünden gözde kuruma olurda kanlanma yapar mı? mı mı mı? Gidelim dr'a da rahat edelim.
Dünde sahilde keyif gezisine çıkmışken sıkıldım. Şenlenip, keyiflenelim gidip mis gibi iyotu ciğerlerimize çekelim diye yemekten sonra dütük yollara çekirdek aile ve Örgüşle. (Mai'me teyzesi bakıyor artık, ne keyif anlatamam)
İndik sahile başladık yürümeye, tek derdimiz o sırada dondurmayı şimdi mi alsak dönerken mi çelişkisi.
Derken o kadar kalabalığın olduğu insanların akşam yürüyüşü için çoluk, çocuk, torun, tombalak döküldüğü sahilde sivrizekalının biri elinde pabucu ağaçta kalan birşeyi almak için pabucunu ağaca fırlatmaya hazırlanıyor... Şaka gibi dimi? O kalabalıkta bu kadar aptalca birşey nasıl yapılır ki? Biz dur, hop, yapma, atma hebele hübele derken attı sivrizekalı pabucunu. Ve körün gözü geldi bizim kızın üstüne düştü. Allahım yarabbim gözlerim döndü, delirdim. Hala düşününce o an gözümün önüne gelince ensemden doğru sıcak basıyor bana. Allahtan kız tam o esnada etrafa bakmak için arabasında öne doğru eğilmiştide sırtına doğru geldi yoksa tam kafasına gelecekti!
Ben o gözü dönmüşlükle kudurmuş gibi adama bağırıyorum, ben bağırıyorum sevgili ayrı bağırıyor. Adam utanmadan, özüğr dileyeceğine sevgiliye diyor ki ne şekil yapıyorsunuz? Ay gelde paralama bunu. Ben yine dayanamıyorum söylenmeye başlıyorum adam tamam özür dilerim diyor başkaları araya giriyor ve biz sinir küpü halinde sahil gezimize devam etmeye çalışıyoruz.
Koca sonra bana kızıyor ee haksız sayılmaz ki. Sen ne diye söyleniyorsun, karnında bebeğin adam ya birşey yapsa sana o sırada diyor ve haklı da :( Ama ben sinirlenince kendime hakim olamıyorum, sonra ki olası olumsuz adımları düşünemiyorum. Ki artık düşünmem lazım, kontrollü olmam lazım ama nasıl bakalım.
Daha önce bir maç çıkışı yan kesicinin üstüne atlamışlığımda var onda da feci fırça yemiştim kocadan ki onda da multi haklıydı yine.
Uff be ne çok anlatmışım, nasıl sıkılmışsa içim...
Ben hafiften toparlanıyorum, birazdan çıkacağım. Hafta sonu da geldi, ramazan önce son haftasonları değerlendirmek lazım. Bakalım Dr sonrası yaparız planları. Plan yapmak dedimde artık plansız bir iş yapmayacam ben bu gidişle :) nedenleri daha sonra ki postlara kalsın, öptümmmm herkese iyi haftasonları...
Yazmak istiyorum, sürekli kendime notlar alırken buluyorum kendimi ama yok onları bir türlü adam akıllı yazıya falan dökemiyorum.
Bugünde Mai'nin gözünde ki geçmeyen kanlanmaya sıkılıyorum. Ofisten çıkacağım birazdan eve gidip minik cücemi alıp Dr'a gideceğiz. Hava değişiminden olur mu böyle şeyler? Yoksa tatildeyken denizden mikrop kaptıda istanbul'a döndükten sonra mı çıktı ortaya? Yada sıcak havalar yüzünden gözde kuruma olurda kanlanma yapar mı? mı mı mı? Gidelim dr'a da rahat edelim.
Dünde sahilde keyif gezisine çıkmışken sıkıldım. Şenlenip, keyiflenelim gidip mis gibi iyotu ciğerlerimize çekelim diye yemekten sonra dütük yollara çekirdek aile ve Örgüşle. (Mai'me teyzesi bakıyor artık, ne keyif anlatamam)
İndik sahile başladık yürümeye, tek derdimiz o sırada dondurmayı şimdi mi alsak dönerken mi çelişkisi.
Derken o kadar kalabalığın olduğu insanların akşam yürüyüşü için çoluk, çocuk, torun, tombalak döküldüğü sahilde sivrizekalının biri elinde pabucu ağaçta kalan birşeyi almak için pabucunu ağaca fırlatmaya hazırlanıyor... Şaka gibi dimi? O kalabalıkta bu kadar aptalca birşey nasıl yapılır ki? Biz dur, hop, yapma, atma hebele hübele derken attı sivrizekalı pabucunu. Ve körün gözü geldi bizim kızın üstüne düştü. Allahım yarabbim gözlerim döndü, delirdim. Hala düşününce o an gözümün önüne gelince ensemden doğru sıcak basıyor bana. Allahtan kız tam o esnada etrafa bakmak için arabasında öne doğru eğilmiştide sırtına doğru geldi yoksa tam kafasına gelecekti!
Ben o gözü dönmüşlükle kudurmuş gibi adama bağırıyorum, ben bağırıyorum sevgili ayrı bağırıyor. Adam utanmadan, özüğr dileyeceğine sevgiliye diyor ki ne şekil yapıyorsunuz? Ay gelde paralama bunu. Ben yine dayanamıyorum söylenmeye başlıyorum adam tamam özür dilerim diyor başkaları araya giriyor ve biz sinir küpü halinde sahil gezimize devam etmeye çalışıyoruz.
Koca sonra bana kızıyor ee haksız sayılmaz ki. Sen ne diye söyleniyorsun, karnında bebeğin adam ya birşey yapsa sana o sırada diyor ve haklı da :( Ama ben sinirlenince kendime hakim olamıyorum, sonra ki olası olumsuz adımları düşünemiyorum. Ki artık düşünmem lazım, kontrollü olmam lazım ama nasıl bakalım.
Daha önce bir maç çıkışı yan kesicinin üstüne atlamışlığımda var onda da feci fırça yemiştim kocadan ki onda da multi haklıydı yine.
Uff be ne çok anlatmışım, nasıl sıkılmışsa içim...
Ben hafiften toparlanıyorum, birazdan çıkacağım. Hafta sonu da geldi, ramazan önce son haftasonları değerlendirmek lazım. Bakalım Dr sonrası yaparız planları. Plan yapmak dedimde artık plansız bir iş yapmayacam ben bu gidişle :) nedenleri daha sonra ki postlara kalsın, öptümmmm herkese iyi haftasonları...
27 Mayıs 2011 Cuma
KARDEŞİME.....
Kardeş demek hayat demektir...
Kimi zaman aldığın nefeste diyebilmek...
kimi zaman üzüldüğün anda karşında bulabilmek...
Hiçbir zaman sevgili kardeş gibi olamaz...
kardeşin aşkı sevgiliden çoktur...
Sevgili terk eder, kardeş yanında baki kalır...
Sevgili emreder, kardeş teselli eder...
Kardeş sevgiliden çok sever...
Bilir misin bizde kardeşlik nedir...
Nefesin kesilirse, al benim canımı kullan ...
senindir... .
Yolun sonu uçurumsa eğer...
geri dön...
İlk adım benimdir.
Sene 2007 falan sanırım.
Kimi zaman aldığın nefeste diyebilmek...
kimi zaman üzüldüğün anda karşında bulabilmek...
Hiçbir zaman sevgili kardeş gibi olamaz...
kardeşin aşkı sevgiliden çoktur...
Sevgili terk eder, kardeş yanında baki kalır...
Sevgili emreder, kardeş teselli eder...
Kardeş sevgiliden çok sever...
Bilir misin bizde kardeşlik nedir...
Nefesin kesilirse, al benim canımı kullan ...
senindir... .
Yolun sonu uçurumsa eğer...
geri dön...
İlk adım benimdir.
Sene 2007 falan sanırım.
5 Mayıs 2011 Perşembe
Anneler Günü artık Benimde Günüm :)
Canım ANNEM!
Seni çok seviyorum, iyi ki varsın, iyi ki bizimlesin...
Hep bizimle, hep başımızda ol inşallah....
Bu şarkıyı anneler günü için önce anneme sonra da tüm annelere hediye etmek istiyorum zira ben bayıldım kendisine :))))

Canım annem, torununun diş buğdayında :)
Seni çok seviyorum, iyi ki varsın, iyi ki bizimlesin...
Hep bizimle, hep başımızda ol inşallah....
Bu şarkıyı anneler günü için önce anneme sonra da tüm annelere hediye etmek istiyorum zira ben bayıldım kendisine :))))

Canım annem, torununun diş buğdayında :)
27 Nisan 2011 Çarşamba
20 Nisan 2011 Çarşamba
Oturan Tosbik ٩(-̮̮̃-̃)۶
Dün sabah itibariyle elma şekerim bizi yatakta oturarak karşılamaya başladı :) Sabah uyandım baktım bizimki uyanmış kendi kendine oynuyor yatağında, hazırlanayım ondan sonra gideyim yanına dedim. Hazırlandım, sütünü hazırladım, altını değiştirmek için yanına gittim ki odaya girmemle yatakta oturup bana bakan 1 çift gülen göz ile karşılaşmam bir oldu. Ben şaşırıp ona bakıp gülerken bir an git gel yaşadım gidip telefonu alıp o anın fotoğrafını çekmek için :)) ama tam kapıya yöneldim ki bu sefer oturduğu yerden kollarını uzatıp gel gel yapmaya başladı ki vazgeçtim fotoğraftan falan çekmekten aldım kucağıma sardım, yumuldum gıdıya öptüm öptüm öptüm kokusunu sevdiğimi.
bu gece de yine uyanmış ağlıyor sevgili gitti yanına bizimki yine oturuyor yatağın köşesinde, sevgili şok geri geldi oturmuş yatakta bana bakıyor diye :) Birde oturduktan sonra uyku sersemi henüz geri yatmayı başaramadığı için emzik elinde ağlıyor, gidiyorum yanına emziği ağzına koyup kafasıyla onu yatırmamı işaret ediyor :) al da o sırada ye yala yut :) kendimi zor tutuyorum mıncırıp uykusunu açmamak için.
Korkudan (oturan tutunup kalkarda diye) yatağın paravanını kaldırıyoruz artık en üst seviye.
Şekere not olsun diye yazayım istedim. Gece oturmalarını henüz yakalayamadığımdan başka pozla idare ediyorum, öpüyorum....
bu gece de yine uyanmış ağlıyor sevgili gitti yanına bizimki yine oturuyor yatağın köşesinde, sevgili şok geri geldi oturmuş yatakta bana bakıyor diye :) Birde oturduktan sonra uyku sersemi henüz geri yatmayı başaramadığı için emzik elinde ağlıyor, gidiyorum yanına emziği ağzına koyup kafasıyla onu yatırmamı işaret ediyor :) al da o sırada ye yala yut :) kendimi zor tutuyorum mıncırıp uykusunu açmamak için.
Korkudan (oturan tutunup kalkarda diye) yatağın paravanını kaldırıyoruz artık en üst seviye.
Şekere not olsun diye yazayım istedim. Gece oturmalarını henüz yakalayamadığımdan başka pozla idare ediyorum, öpüyorum....
13 Aralık 2010 Pazartesi
Diş Buğdayı
Kızım doğduğundan beri 3 ev değiştirdik. Bu ev değişiklikleri nedeniyle de bir türlü niyet ettiğim duayı yapamamıştım. Elma şekerinin dişleri de çıkınca hehhh dedim işte buda bahane, hazır evde yerleşti sayılır ee havalarda süper güzel gidiyor yapayım diş buğdayı ve duayı bir arada dedim. Dedim dedim ama ben dedikten sonra kış kıyamet bastırdı. Eee planlar programlar yapılmış insanlara da haber verilmiş oldu, bir daha ertelersem doğum gününe kalır bu iş diyerekten başladık 4 koldan hazırlığa. Yaptık, geldik bir araya, dualar ettik, yemekler yedik, sohbetler ettik. Çok çocuklu olmaya ise bir süre tövbe ettim :) Sonrası kısmet bakalım.
Annem ve eşimin annesi sağolsunlar yardım ettiler yemekler konusunda. Canım anneanneminde ağzına sağlık, duamızı kendisi yaptı. Biricik kardeşimde geldi yardıma.
Mönüde peynirli mayalı açma poğaça, patates hamurlu kıymalı poğaça, yaprak sarma, elmalı kurabiye, cupcake ve benim yaptığım truff, kısır ve diş buğdayımız ile gelenlere hediye edeceğimiz diş kurabiyelerimiz vardı.
Günün sonunda hasta oldum ama neden nasıl bilmiyorum gelenler arasında hasta olanda yoktu, sanırım yorgunluktan çıktı ortaya hastalık. Son durum konan teşhis ortalıkta dolanan grip ve yanına bonus gelen faranjit. Ve ilaç milaç hak getire, bitki çaylarına marş marş.
Günün sonunda gelen haberle İroş'unda ilk dişinin çıktığını öğrendik. Abisini solladı minişko.
Günün fotoğraflarını henüz yüklemedim hazırlıklar sırasında telefon ile çektiğim kareleri ekliyorum şimdilik.
Hazırlıkları yaparken pasta malzemeleri için eminönü'ne gittim, deneyimlerim ayrı bir post konusu olsun.
Annem ve eşimin annesi sağolsunlar yardım ettiler yemekler konusunda. Canım anneanneminde ağzına sağlık, duamızı kendisi yaptı. Biricik kardeşimde geldi yardıma.
Mönüde peynirli mayalı açma poğaça, patates hamurlu kıymalı poğaça, yaprak sarma, elmalı kurabiye, cupcake ve benim yaptığım truff, kısır ve diş buğdayımız ile gelenlere hediye edeceğimiz diş kurabiyelerimiz vardı.
Günün sonunda hasta oldum ama neden nasıl bilmiyorum gelenler arasında hasta olanda yoktu, sanırım yorgunluktan çıktı ortaya hastalık. Son durum konan teşhis ortalıkta dolanan grip ve yanına bonus gelen faranjit. Ve ilaç milaç hak getire, bitki çaylarına marş marş.
Günün sonunda gelen haberle İroş'unda ilk dişinin çıktığını öğrendik. Abisini solladı minişko.
Günün fotoğraflarını henüz yüklemedim hazırlıklar sırasında telefon ile çektiğim kareleri ekliyorum şimdilik.
Hazırlıkları yaparken pasta malzemeleri için eminönü'ne gittim, deneyimlerim ayrı bir post konusu olsun.
24 Kasım 2010 Çarşamba
Öğretmenler Günü
Canım Babam,
Öğretmenler günün kutlu olsun. Senin nezdinde tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü de kutluyorum.
Öğretmenler günün kutlu olsun. Senin nezdinde tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü de kutluyorum.
9 Ağustos 2010 Pazartesi
Ilık Esinti...
Bu boğucu havada ne esintisi değil mi?
Balkondayız, taşındığımızdan beri halen tam olarak yerleşemediğimiz yeni evimizin balkonundayız. Şemsiyeler alındı armut koltuklar balkona atıldı. Diğer ev fransız balkonluydu da bu nedenle unutmuşum balkon keyfini. Oysa ki ne de güzelmiş meğerse...
Bu boğucu havada en güzeliymiş. Uzan armuta al notebooku kucağına, yanıbaşımda süt yapar denilen kayısı kompostom buz gibi, bir diğer yanda yine süt yapar denilen beyaz üzüm ve armutum :) bir ondan bir ondan şeklinde ağzım sürekli hareket halinde. Mai'm mışıl mışıl uykusunda, kulağımın biri onda. Sevgili karşımda, notebook kapaklarının hizasından birbirimizi kesiyoruz ohh ne iyi oldu bu balkon diyerekten bolca. Dışarıda sulanan bahçenin sesi, karşı sitenin bahçesinde oynayan çocukların sesi, sanki burnumuzun dibindeymişcesine gelen ağustos böceğinin sesi... Özlemişim balkon keyfini işte bu ev için "bu da iyi oldu" dediğim bir neden daha!

Tarihe not; Sıcakların bu kadar kendini hissettirmesi nedeniyle su içmeye başladık. ( 6 ağustos 2010)
Balkondayız, taşındığımızdan beri halen tam olarak yerleşemediğimiz yeni evimizin balkonundayız. Şemsiyeler alındı armut koltuklar balkona atıldı. Diğer ev fransız balkonluydu da bu nedenle unutmuşum balkon keyfini. Oysa ki ne de güzelmiş meğerse...
Bu boğucu havada en güzeliymiş. Uzan armuta al notebooku kucağına, yanıbaşımda süt yapar denilen kayısı kompostom buz gibi, bir diğer yanda yine süt yapar denilen beyaz üzüm ve armutum :) bir ondan bir ondan şeklinde ağzım sürekli hareket halinde. Mai'm mışıl mışıl uykusunda, kulağımın biri onda. Sevgili karşımda, notebook kapaklarının hizasından birbirimizi kesiyoruz ohh ne iyi oldu bu balkon diyerekten bolca. Dışarıda sulanan bahçenin sesi, karşı sitenin bahçesinde oynayan çocukların sesi, sanki burnumuzun dibindeymişcesine gelen ağustos böceğinin sesi... Özlemişim balkon keyfini işte bu ev için "bu da iyi oldu" dediğim bir neden daha!

Tarihe not; Sıcakların bu kadar kendini hissettirmesi nedeniyle su içmeye başladık. ( 6 ağustos 2010)
23 Temmuz 2010 Cuma
Huzur!..
Mai'mizle keyiflerdeyiz bu nedenle sahalara dönüşüm belli ki geç olacak.
Bu arada her gün birçok şeyi geride bırakıyoruz... 2 ayımızı bitirdik. Bu 2 ay içerisinde ilk tatilimizi tamamladık maşallah kuzum hiç sıkmadı yormadı bizi, Ege'nin suyu biraz soğuk gelince sadece ayaklarını soktu denize elma şekerim. Gülmelerimiz başladı kahkalarımızı atıp konuşurken mırmırlanıyor laf dinleyip cevapta veriyoruz :) Tırnakları kesip eldivenleri sıpıtıp attık özgür el ve ayaklarla dolaşıyoruz, bu sıcaklar ile başa çıkmak için günde 2 seans banyo yapıyoruz. Gözler için takipdeyiz daha karar veremedi mavi olsa, yeşil mi? yoksa vazgeçip kahverengi mi olsa. Saçları tel tel döküp yenilerinin çıkışını seyrediyoruz, elleri emmeye doyamayıp kollara saldırıyoruz. Aşılarımızı yavaş yavaş tamamlıyor, itinayla kol bacak boşluklarını dolduruyoruz. Hepsinin keyfini tek tek çıkartıyoruz...
Bu arada her gün birçok şeyi geride bırakıyoruz... 2 ayımızı bitirdik. Bu 2 ay içerisinde ilk tatilimizi tamamladık maşallah kuzum hiç sıkmadı yormadı bizi, Ege'nin suyu biraz soğuk gelince sadece ayaklarını soktu denize elma şekerim. Gülmelerimiz başladı kahkalarımızı atıp konuşurken mırmırlanıyor laf dinleyip cevapta veriyoruz :) Tırnakları kesip eldivenleri sıpıtıp attık özgür el ve ayaklarla dolaşıyoruz, bu sıcaklar ile başa çıkmak için günde 2 seans banyo yapıyoruz. Gözler için takipdeyiz daha karar veremedi mavi olsa, yeşil mi? yoksa vazgeçip kahverengi mi olsa. Saçları tel tel döküp yenilerinin çıkışını seyrediyoruz, elleri emmeye doyamayıp kollara saldırıyoruz. Aşılarımızı yavaş yavaş tamamlıyor, itinayla kol bacak boşluklarını dolduruyoruz. Hepsinin keyfini tek tek çıkartıyoruz...
29 Haziran 2010 Salı
Neden Ağlar?!!!

Karnı tok, altı temiz, gazı, ateşi olmayan bir bebek neden durmadan ağlar?
Uykudan gözleri bayılırken uyumamaya neden direnir? :(
Fazla direnemeyip uykuya daldığında da neden en fazla 10 dakika uyur?
Şimdi uykuya daldı 10 dakikadan geri sayıyoruz... :(
8 Haziran 2010 Salı
Musmutlu......
Elma Çekirdeğim ile 22.gün :)

Çooook uzun zaman olmuş en son blogda yazalı, bloglar arası gezeli vs vs vs. Şimdi çok çok daha keyifli birşeyle uğraşıyorum. Çekirdeğim büyüdü geldi aramıza artık bizimle sağlıkla sıhhatle çok şükür.
39+6'da olduğumuz ve benim hiç ama hiç sancım olmadığı için doktorum suni sancı vererek doğumu artık başlatacağını söylediği için 17 Mayıs sabahı düştük hastane yollarına. Girdik doğumhanede sancı odasına, ilaçları vermeye başladılar ve bekleme sürecimiz başladı. Ben normal doğum diye tutturduğum için doktorum normal süreç ile ilerlemeyi kabul etti. Suni sancı için ilaçlar verilmeye başlandı NST'de sancılarım tavan yapıyor ama ben bir türlü o sancıları hissetmiyordum herkes şanslısın ne güzel diyip durdu, benim ise sancılar sırasında sadece kulaklarım yanıyordu :) evet kabul oldukça enteresan :)
Sancılarım oldukça sıklaşıp aralıkları 2 dakikaya düşmeye başladı, muayeneden sonra ben artık sancıları da hissetmeye başladım ama malesef ki bu kadar sancıma rağmen doğum için yeterli koşullar sağlanamadı. Başladık yine beklemeye sancılar çok sıklaştığı için suni sancıyı kestiler ama bu seferde benim gerçek doğum sancılarım başladı ama hala doğum için yeterli koşullar sağlanamamıştı. Saat 18:00'e gelirken 10 saatin sonunda ben full sancılarla kıvranırken doktorum geldi ve istersek ertesi sabaha kadar bekleyebileceğimizi yada sezeryan ile doğumu yapabileceğimizi söyledi. Bebeğin bu kadar süre içerisinde de yorulmuş olabileceğini söyleyince beklemekten vazgeçtik ve ameliyathane için hazırlamaya başladılar. O muhteşem anı kaçırmazdım o yüzden epidural sezeryan istedim.
Herşey çok şükür yolunda gitti ve 18:28'de balımı koynuma aldım. Herşey o kadar güzel, o kadar büyülü ve o kadar tarifsizce kıymetliydi.
Bugün birlikte 22. günümüz. Biraz sıkıntılarımız oldu, uzamış fizyolojik sarılık nedeniyle. Değerleri yeni yeni düşmeye başladı. Anne sütü almasına rağmen uzadı sarılığı, en son çıkan sonuca göre anne sütü sarılığıymış ama çok şükür atlattık diyoruz artık. Doğumdan sonra ki 4.gün kontrolümüzde değerler yüksek çıktığı için 1 gün hastanede yatıp fototerapi aldı balım. 1 geceyi koynumdan uzak geçirdi, ben sürekli süt sağıp veriyordum hemşirelere o sırada da arada görüyordum çekirdeği. Çok zor geçti o gece... Allah bir daha göstermesin kötülüğünü, sıkıntısını, ayrılığını...
Günlerimiz artık hep aynı düzenle geçiyor. Uyan, altını temizle, emzir, varsa gazını çıkart, altını tekrar temizle, uyut ve uyurken otur karşısına seyret dur, uyanmasını bekle ve uyanınca aynı ritüelleri tekrarla... Çok zor süreç ama her zorluğa değecek karşılıksız, delice bir sevgi. Mai ile ilgilenmek dışında fırsat bulursam yada fırsat yaratasım gelirse de arada mutfakla, ev işleriyle vs ile uğraşıyorum. Hafta sonları da ziyaretler, tebrikler.
Kuzumun biraz kaka problemi var şimdi. Anne sütü sarılığının tespiti için mama vermemiz gerekti o da düzenini bozdu tabi. Şimdi kızım onunla cebelleşiyor bende yardıma gidiyorum... Herkese sevgiler ve öpücükler....

Çooook uzun zaman olmuş en son blogda yazalı, bloglar arası gezeli vs vs vs. Şimdi çok çok daha keyifli birşeyle uğraşıyorum. Çekirdeğim büyüdü geldi aramıza artık bizimle sağlıkla sıhhatle çok şükür.
39+6'da olduğumuz ve benim hiç ama hiç sancım olmadığı için doktorum suni sancı vererek doğumu artık başlatacağını söylediği için 17 Mayıs sabahı düştük hastane yollarına. Girdik doğumhanede sancı odasına, ilaçları vermeye başladılar ve bekleme sürecimiz başladı. Ben normal doğum diye tutturduğum için doktorum normal süreç ile ilerlemeyi kabul etti. Suni sancı için ilaçlar verilmeye başlandı NST'de sancılarım tavan yapıyor ama ben bir türlü o sancıları hissetmiyordum herkes şanslısın ne güzel diyip durdu, benim ise sancılar sırasında sadece kulaklarım yanıyordu :) evet kabul oldukça enteresan :)
Sancılarım oldukça sıklaşıp aralıkları 2 dakikaya düşmeye başladı, muayeneden sonra ben artık sancıları da hissetmeye başladım ama malesef ki bu kadar sancıma rağmen doğum için yeterli koşullar sağlanamadı. Başladık yine beklemeye sancılar çok sıklaştığı için suni sancıyı kestiler ama bu seferde benim gerçek doğum sancılarım başladı ama hala doğum için yeterli koşullar sağlanamamıştı. Saat 18:00'e gelirken 10 saatin sonunda ben full sancılarla kıvranırken doktorum geldi ve istersek ertesi sabaha kadar bekleyebileceğimizi yada sezeryan ile doğumu yapabileceğimizi söyledi. Bebeğin bu kadar süre içerisinde de yorulmuş olabileceğini söyleyince beklemekten vazgeçtik ve ameliyathane için hazırlamaya başladılar. O muhteşem anı kaçırmazdım o yüzden epidural sezeryan istedim.
Herşey çok şükür yolunda gitti ve 18:28'de balımı koynuma aldım. Herşey o kadar güzel, o kadar büyülü ve o kadar tarifsizce kıymetliydi.
Bugün birlikte 22. günümüz. Biraz sıkıntılarımız oldu, uzamış fizyolojik sarılık nedeniyle. Değerleri yeni yeni düşmeye başladı. Anne sütü almasına rağmen uzadı sarılığı, en son çıkan sonuca göre anne sütü sarılığıymış ama çok şükür atlattık diyoruz artık. Doğumdan sonra ki 4.gün kontrolümüzde değerler yüksek çıktığı için 1 gün hastanede yatıp fototerapi aldı balım. 1 geceyi koynumdan uzak geçirdi, ben sürekli süt sağıp veriyordum hemşirelere o sırada da arada görüyordum çekirdeği. Çok zor geçti o gece... Allah bir daha göstermesin kötülüğünü, sıkıntısını, ayrılığını...
Günlerimiz artık hep aynı düzenle geçiyor. Uyan, altını temizle, emzir, varsa gazını çıkart, altını tekrar temizle, uyut ve uyurken otur karşısına seyret dur, uyanmasını bekle ve uyanınca aynı ritüelleri tekrarla... Çok zor süreç ama her zorluğa değecek karşılıksız, delice bir sevgi. Mai ile ilgilenmek dışında fırsat bulursam yada fırsat yaratasım gelirse de arada mutfakla, ev işleriyle vs ile uğraşıyorum. Hafta sonları da ziyaretler, tebrikler.
Kuzumun biraz kaka problemi var şimdi. Anne sütü sarılığının tespiti için mama vermemiz gerekti o da düzenini bozdu tabi. Şimdi kızım onunla cebelleşiyor bende yardıma gidiyorum... Herkese sevgiler ve öpücükler....
29 Nisan 2010 Perşembe
Çekirdek Ailemiz'e....
İzmir'den misafirlerim geldi :) Ben 2 kişi beklerken birde amortisi geldi :)

Senin Bebeklerin'den bahsediyorum. Sevgili Dilek'in beni ve sevgilimi örmesinden :):):) Hatta bizimle yetinmeyip Mai içinde bir hediye hazırlayıp göndermiş, bayıldım Mai'nin arısına... (Benim saçlar bir önceki rengine göre yapıldığı için farklı ama olsun ben nasıl olsa yine o renge dönerim yakında :))
Bir kere daha buradan teşekkürler... Ve kocaman sevgiler...

Senin Bebeklerin'den bahsediyorum. Sevgili Dilek'in beni ve sevgilimi örmesinden :):):) Hatta bizimle yetinmeyip Mai içinde bir hediye hazırlayıp göndermiş, bayıldım Mai'nin arısına... (Benim saçlar bir önceki rengine göre yapıldığı için farklı ama olsun ben nasıl olsa yine o renge dönerim yakında :))
Bir kere daha buradan teşekkürler... Ve kocaman sevgiler...
5 Mart 2010 Cuma
Rüzgar Gibi Geçti....

Dün doğum günümdü ve çok keyifli güzel bir gündü... Ama çabuk bitti bu kısmını hiç sevmiyorum...
Fotoğraftaki çiçekleri canım babacım almış doğum günüm için.
Gündüz iş yerinde arkadaşlarımla kutladık benim için 3 katlı çilekli pasta yapmışlardı hmm yummyyyy çok lezizdi. O kadar lezizdi ki herkes pastasının son lokmalarını hüpletirken olamaaaaaz fotoğraf çekmedik diye yakınmaya başladım ama olan oldu foto falan yalan oldu yemekten kendimizden geçtik. Çok lezizdi buradan kuzuma tekrar teşekkürler :):):)
Akşam iş çıkışı annemlerdeydik hepimiz orada toplandık, bir tek canımcım kardeşçim yoktu ama bu seferki son bundan sonrakilerde hep oda olacak, hem seneye bir arada olacağız hem de ben bu kez kucağımda Mai ile mumları üfleyeceğim. Bu arada annemde pastamı yapmıştı. Ayyyy o da çok lezzetliydi bu seferki frambuazlıydı ve şaşkın ben yine fotoğraf çekmeyi unuttum...
Ayrıca gün içerisinde senin bebeklerin'den sevgili Dilek arayarak doğum günümü kutladı. Çok şaşırdım ve çoook sevindim. Buradan da tekrar teşekkür ediyorum... :) Sevgiler....
16 Şubat 2010 Salı
Söyleyemezsem Yazarım.....

Perşembe günü sevdiceğin doğum günü... Kendisi alacak diye korktuğumdan birinci hediyesini erkenden verdim. İkinci hediyesini de İzmir üzerinden bekliyorum az kaldı yola çıkıyor inşallah bir aksilik olmazsa :) Doğum günüsünden sonra ayrıca eklerim görselleri...
Şimdi ki derdim ne yapmalı ne etmeli bu ilk evli doğum günüsünde....
Aslında planım hafta sonu tüm arkadaşlarınında olacağı bir organizasyondu ama malesef eşimin annesi hafta sonu için akşam birlikte yemek yiyelim hem doğum gününüde kutlamış oluruz diye bana değil eşime söyleyince benim planladığım program hooooop suya düştü. Niye suya düştü, sabah görüşseydiniz yada başka güne alsaydınız falan demeyin sakın :( olmadı işte, başka günler olmadı söz konusu akşam yemeği için. Diğer günlerde arkadaşların bir araya gelebilmesi için uymayınca düşündüğüm program tamamen yattı!
Şimdi ben düşünüyorum Perşembe günü manita beye neler yapabilirim acaba diye.
Programım ve planladığım şeyler gerçekleşemeyeceği için bana da kal geldi. En iyisi sizlere yazayım da belki biraz içim açılır arada da güzel fikirler çıkarsa bende şekillendirip değerlendiririm belki diye düşündüm...
Haydi bakalım yazdım belki açılırım :)
12 Ocak 2010 Salı
18 Kasım 2009 Çarşamba
Yaklaşan Yeni Yıl ٩(-̮̮̃-̃)۶

Christmas ruhu bir kere insanın içine girmeye görsün... (yılbaşına karşı olanlara inat christmas :) )
Dün tüm günümü nerdeyse istediğim gibi bir tema arayarak geçirdim, istediğimi bulamasam da en yakınına sahibim artık :)
Bayılıyorum yeni yılın yaklaşmasına, o yaklaşırken pıtır pıtır etrafımda başlayan hazırlıkları seyretmeye. Alışveriş merkezlerinde ki o kocaman süslenen ağaçlar, tavanlardan sarkan birbirinden göz alıcı süsler, ağaçlarda ki, sokaklarda ki ışıl ışıl yanıp sönen ışıklar beni oldukça baştan çıkartıyor. Şimdi kendimi zor tutuyorum evde süsleme hazırlıklarına başlama konusunda. Ama kasım ayı bitsin mümkün mü artık birinin beni tutabilmesi. Planlar şimdiden başladı kafada zaten, şu boy ağaç alırız, bu renk ışıklar alırız, üstünde minik büyük bir sürü süs, merdiven böyle süslenirse harika olur ve daha bir sürü plan :) Zara home’da çok tatlı yılbaşı ışıkları gördüm bile minik kar kristalleri şeklinde.
Bu yıl kendi evimi süsleyeceğim inşallah, geçen sene Gülcan ŞU yazısında bahsetmişti Egoş’la ağaç süslemiştik. Bu sene artık ben evde süsleyeceğim o bana gelecek ağacı görmeye bu gidişle :)
Eskiden yılbaşı, süslemeler hazırlıklar dışında nasıl da başka, nasıl da güzel geçerdi. Her yıl şeker anneannem kestaneli tavuklu yılbaşı pilavını yapardı. (halen yapar o kısmı aynı :) ) Anneannemde hepimiz toplanırdık, o zamanlar soba vardı. Çıtır çıtır yanan sobanın üzerine yenilen meyvelerin kabuklarını koyar evi mis gibi kokuturduk. İlerleyen saatlerde bir yandan televizyon izlenip şarkılar söylenirken bir yandan da tombala hazırlıkları başlardı. Maaile bozukluklarını hazırlar katılırdı oyuna, oyun sırasında çekilen numaraları yediğimiz mandalina ve fıstık kabuklarıyla kapatırdık. :) Gece en çok parayı toplayan için bütün yılının şanslı geçeceğini düşünürdük. Aaaaaa unutmadan saat 00:00’da hemen kırmızı donları giyer, bütün yıl donanmayı diler, herkesle öpüşür ve kendimizi sokağa atardık, yine bütün yıl gezelim diye herhalde bu da :)
Ve yine eskiden her yılbaşında kar yağardı, oturup camın önüne hayran hayran izlerdik o minik beyazları. Kafamızda kartondan kendimizin yaptığı huni şapkalar, elimizde örgü şişlerinin ucuna yapıştırılmış kartondan yıldızlı değneğimizle daha çok yağsın tılsımları yapardık :) Eeee yağardı da, tutardı biz miniklerin dileği demek ki. Şimdi minik değilim ama daha şimdiden başlıyorum “LÜTFEEEEEN BU YILBAŞINDA LAPA LAPA KAR YAĞSIN, LÜTFEEEEEEENNNN”…
Bu kediciği görünce annemin kedilerinden Topi geldi aklıma nedense :P Koymadan edemedim...Foto 1 Kaynak
Foto 2 Kaynak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



