Mai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mai etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2013 Pazartesi

Bir varmış bir yokmuş #blogfırtınası

Blog fırtınasına yakalanalım dedim... Her güne bir konu, her güne bir yazı.

Bir varmış bir yokmuş, ebel tükten bi tane doktor Mai varmış....
Doktor Mai'nin yardımcısı abiş varmış... (masal anlatıcısı burada kardeşi Kuzey'i kastediyor)
Birgün işe gitmek için evden çıkan dedesinin ayağının üzerinden araba geçmiş bir bakmışlar ayağı kanıyormuş. Hemen bana doktor Mai'yi çağırın demiş, aramışlar doktoru çağırmışlar. Doktor yardımcısı Kugiş'i de alıp hemen yola çıkmış.
Önce hasta dedesinin çorabını çıkartmış, kanları temizlemiş, krem sürmüş, bant yapıştırmış. Üzülme, korkma hemen iyileşeceksin demiş ve MUTU MUTU YAŞAMIŞLAAAAAR :)))

Her seferinde değişen bir çok hikaye hepsi de Mai'nin ağzından, öyle güzel, öyle mest edici ve öyle çok keyifli ki sanırım tarifi mümkün değil.
Heyecanla beklediğim yer, her masalın bitişi. Aniden masalı bitirişinin ve mutu mutu yaşamışlaaaaaar dediği anın delisiyim :)

Kuzey'in konuşmasını bekliyoruz bakalım o bize neler anlatacak diye <3


18 Kasım 2013 Pazartesi

Kara Tahta'dan Sanat Duvarı

Bir süre önce internette bir fotoğrafa rastlamıştım. Merdiven altında duvarın bir kısmı çocuklar için kara tahta haline getirilmişti. Çocuklar çizim, yazı vs için kullanıyordu. çok hoşuma gitti gördüğümde ve hemen evde en uygun duvarı gözüme kestirip ne yapacağımı kafamda belirlemeye başladım. :)
İnternette kısa bir araştırma sonrası malzemeleri temin etmek için dolanmaya başladım. Yapı marketlerde istediğim malzemeleri bir arada bulamayınca internet üzerinden sipariş vermeye karar verdim. Hayır yani gerekenlerde atla deve değil. 1 fırça, 1 de kara tahta boyası, tebeşir, silgi, süs püs yan ıvır kıvırlar.
Siparişlerimi buradan verdim ve ertesi gün tüm istediklerim eksiksiz ulaştı. Süper hızlı kargo oldu anlayacağınız.
Ben koridorun bir duvarını boyadım, 2 sıpanın birbirini yemeden rahat rahat oynayabilmesi için uzun bir duvar olması kararıma en büyük etkendi :) Birde eve girildiğinde gizli açıda kaldığı için gelenlerin ilk anda görmeyeceği bir duvar olması da diğer etken.
Duvar yaklaşık olarak 3 metre, 6 küçük kutu boya kullandım. (büyük boy kalmadığı için mecburen küçük kutulardan aldım.) Bu markanın kapatıcılığından oldukça memnun kaldım, her kullananda aynı yorumu yapmış zaten.

Boyama sıırasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta 1 katı yatayda boyadıysanız 2.katı dikeyde boyamalısınız yada tam tersi. 2.kata geçmeden öncede 1.katın tamamen kuruduğundan emin olun aceleniz varsa alan ufaksa saç kurutma makinesiyle süreci hızlandırabilirsiniz.
Birde boyanacak alanı belirlemek ve düz bir hat oluşturabilmek için kenarlara bant çekmenizi öneririm, boya sonrası bant çıkınca daha temiz bir sonuç ortaya çıkıyor.

Duvarın boya öncesi, boya esnası ve boya sonrası durumu <3

Etrafına köpük kartonpiyerlerden geçmeyi planlamıştım ilk başta böyle boş durmasını istememiştim ama duvar üzeri kara tahta boyaması yapıldığında normal tahtalar gibi silgi yada kuru bezle silemiyorsunuz. Sileceğiniz bezin nemli olması önemli. Bu nedenlede silme işleminin kolay yapılması için kenarları açık bırakmaya kara verdim.

Ben araya başka işler girdiği için 2 güne yaydım boyama işinin tamamını. 2.gün akşam üzeri kullanıma açtık duvarı :)
Mai uyanır uyanmaz duvarın başına geçtiğinde söylediği ilk şey "Anne burası sanat duvarı mı olacak?" oldu :) Bu duvarda sanat eserleri yapacaklarını ve yaptıkları sanat eserlerini sergileyeceklerini söyledi, tamam dedik orası artık kara tahtalı sanat duvarı :) üzerine de yavruların yaptıklarını asmaya başladık bile.

Şimdi akıllarına estikçe geçiyorlar duvarın başına kendi kendine oynuyor, yazıyor, çiziyorlar. Arada kendileri dışında yakaladıklarını da duvarın başına geçirip resim çizdirmiyor değiller tabii. :)

22 Eylül 2011 Perşembe

Veliefendi'de Bir Deli :)


2 hafta önce Pazar günü bizim kız uyanıp koltuk tepelerinde dıgıdık dıgıdık yapmaya başlayınca hadi bugün Veliefendiye gidip atları seyredelim, hava da güzel değişiklik olur dedik. Midillilerde oluyordu onlarla da gezdiririz gıdıgık keyfi yerine gelir dedik :) Düştük yollara...




Bizimki Velifendi'ye girdikten sonra özgürlüğünü ilan etti, pusette oturmak ne kelime elini bile tutturmadan her bir köşeye koşturuverdi.

İlk sokak düşüşünü de yaşadı, ilk yarasını da aldı ama bana mısın demedi, toz çamur pislik içinde ama musmutlu olarak eve döndük :) Yarasının kabukları bile döküldü :) bakıp bakıp ööğğğ diyor birde, beğenmedi küçük hanım yaralı bacağını.

Midilliye falan binmedi tabi hatta atları seyretmedi bile azıtıp koşturmak varken kim ne yapsın dıgıdıkı :)



 

 










İlk Ateş! İlk Hastalık! İlk Antibiyotik!


Üzerinden uzun zaman geçti ama Mai'min tarihine not olsun diye yazıyorum.

15+5 iken ilk kez ateşlendi koca gözlüm.

İlk ateş! İlk hastalık! İlk antibiyotik!



Dr kontrolüm olduğu için annemdeydik. Mai'yi bıraktık hastaneye gittik, döndük. Koca göz uyuyordu, uyandı ki ateşler içerisinde yanıyor! Herşey 1 saat içinde olmuştu zaten.

Doktoruyla yapılan görüşmeler, ateş ölçmeye başlamalar. Ateş düşürücü verip 45 dakika geçmesini bekleyip yeniden ateş ölçümleri. Düşmediyse fitil verip ateş takibinin yapılması.

Gece ateş yüzünden huzurlu uyuyamayan bir melek, 45 dakika da bir saat kurup kalkıp ateş ölçen bir anne & baba. İlk günün sonuna doğru ateşte bir değişim olmayınca başlayanılan ilk antibiyotik.



Neymiş efendim, salgın varmış boğaz enfeksiyonuymuş. İlaçlarla yüzü gülen biraz toparlanan, yeni ilaç saati yaklaştıkça enerjisi düşüp ateşi yükselmeye başlayan minik melek seni çok seviyorum. Sen hep iyi ol, Allah sıkıntını üzüntünü göstermesin bizlere... (22.08.2011)






13 Eylül 2011 Salı

Mai Sözlüğü





Kaga Karga (Mai’ye göre tanımsız
olan, anlam veremediği her nesne, hayvan vs Karga :) )
Pepi Pepee
Aydidi Aydede
Anee Anne
Babi Baba
Zzzz Arı
Haydiie Hayde (bunu melodik söylüyor Av
mevsimi Hayde türküsü :))
Ame Amin
Tede Teyze
Öde Örge
Didi Dede
Mama Mama :)
Meme Meme :)
Cıss Sıcak
Akkım Aşkım
Aka Ayakkabı
Bebi Bebek
Hoho Havhav
Atta Gezmek
Çiş & Kaka ama tam yapacağı sırada :)
15 + 27’de durum yukarıda ki gibi aklıma
gelenleri geldikçe eklerim yine… Çok özledim kızımı…..
(Yıllık izin sonrası ilk gün kötülüğü) 








22 Temmuz 2011 Cuma

Anlattım ki Çabuk Geçsin

Sıkılıyorum, içim sıkılıyor, yine kafamın içinde küçük adamlar bır bır bır söyleniyor.

Yazmak istiyorum, sürekli kendime notlar alırken buluyorum kendimi ama yok onları bir türlü adam akıllı yazıya falan dökemiyorum.

Bugünde Mai'nin gözünde ki geçmeyen kanlanmaya sıkılıyorum. Ofisten çıkacağım birazdan eve gidip minik cücemi alıp Dr'a gideceğiz. Hava değişiminden olur mu böyle şeyler? Yoksa tatildeyken denizden mikrop kaptıda istanbul'a döndükten sonra mı çıktı ortaya? Yada sıcak havalar yüzünden gözde kuruma olurda kanlanma yapar mı? mı mı mı? Gidelim dr'a da rahat edelim.

Dünde sahilde keyif gezisine çıkmışken sıkıldım. Şenlenip, keyiflenelim gidip mis gibi iyotu ciğerlerimize çekelim diye yemekten sonra dütük yollara çekirdek aile ve Örgüşle. (Mai'me teyzesi bakıyor artık, ne keyif anlatamam)

İndik sahile başladık yürümeye, tek derdimiz o sırada dondurmayı şimdi mi alsak dönerken mi çelişkisi.

Derken o kadar kalabalığın olduğu insanların akşam yürüyüşü için çoluk, çocuk, torun, tombalak döküldüğü sahilde sivrizekalının biri elinde pabucu ağaçta kalan birşeyi almak için pabucunu ağaca fırlatmaya hazırlanıyor... Şaka gibi dimi? O kalabalıkta bu kadar aptalca birşey nasıl yapılır ki?  Biz dur, hop, yapma, atma hebele hübele derken attı sivrizekalı pabucunu. Ve körün gözü geldi bizim kızın üstüne düştü. Allahım yarabbim gözlerim döndü, delirdim. Hala düşününce o an gözümün önüne gelince ensemden doğru sıcak basıyor bana. Allahtan kız tam o esnada etrafa bakmak için arabasında öne doğru eğilmiştide sırtına doğru geldi yoksa tam kafasına gelecekti!

Ben o gözü dönmüşlükle kudurmuş gibi adama bağırıyorum, ben bağırıyorum sevgili ayrı bağırıyor. Adam utanmadan, özüğr dileyeceğine sevgiliye diyor ki ne şekil yapıyorsunuz? Ay gelde paralama bunu. Ben yine dayanamıyorum söylenmeye başlıyorum adam tamam özür dilerim diyor başkaları araya giriyor ve biz sinir küpü halinde sahil gezimize devam etmeye çalışıyoruz.

Koca sonra bana kızıyor ee haksız sayılmaz ki. Sen ne diye söyleniyorsun, karnında bebeğin adam ya birşey yapsa sana o sırada diyor ve haklı da :( Ama ben sinirlenince kendime hakim olamıyorum, sonra ki olası olumsuz adımları düşünemiyorum. Ki artık düşünmem lazım, kontrollü olmam lazım ama nasıl bakalım.

Daha önce bir maç çıkışı yan kesicinin üstüne atlamışlığımda var onda da feci fırça yemiştim kocadan ki onda da multi haklıydı yine.

Uff be ne çok anlatmışım, nasıl sıkılmışsa içim...

Ben hafiften toparlanıyorum, birazdan çıkacağım. Hafta sonu da geldi, ramazan önce son haftasonları değerlendirmek lazım. Bakalım Dr sonrası yaparız planları. Plan yapmak dedimde artık plansız bir iş yapmayacam ben bu gidişle :) nedenleri daha sonra ki postlara kalsın, öptümmmm herkese iyi haftasonları...

Fotoğraf tatil öncesi Tekirdağ'da dalından erik yiyen çılgın cüce. Erik önce itinayla tüm ayak parmaklarına değdirilir ve sonra hoop ağıza atılır... ohhh en lezizi :)))

20 Nisan 2011 Çarşamba

Oturan Tosbik ٩(-̮̮̃-̃)۶

Dün sabah itibariyle elma şekerim bizi yatakta oturarak karşılamaya başladı :) Sabah uyandım baktım bizimki uyanmış kendi kendine oynuyor yatağında, hazırlanayım ondan sonra gideyim yanına dedim. Hazırlandım, sütünü hazırladım, altını değiştirmek için yanına gittim ki odaya girmemle yatakta oturup bana bakan 1 çift gülen göz ile karşılaşmam bir oldu. Ben şaşırıp ona bakıp gülerken bir an git gel yaşadım gidip telefonu alıp o anın fotoğrafını çekmek için :)) ama tam kapıya yöneldim ki bu sefer oturduğu yerden kollarını uzatıp gel gel yapmaya başladı ki vazgeçtim fotoğraftan falan çekmekten aldım kucağıma sardım, yumuldum gıdıya öptüm öptüm öptüm kokusunu sevdiğimi.

bu gece de yine uyanmış ağlıyor sevgili gitti yanına bizimki yine oturuyor yatağın köşesinde, sevgili şok geri geldi oturmuş yatakta bana bakıyor diye :) Birde oturduktan sonra uyku sersemi henüz geri yatmayı başaramadığı için emzik elinde ağlıyor, gidiyorum yanına emziği ağzına koyup kafasıyla onu yatırmamı işaret ediyor :) al da o sırada ye yala yut :) kendimi zor tutuyorum mıncırıp uykusunu açmamak için.

Korkudan (oturan tutunup kalkarda diye) yatağın paravanını kaldırıyoruz artık en üst seviye.

Şekere not olsun diye yazayım istedim. Gece oturmalarını henüz yakalayamadığımdan başka pozla idare ediyorum, öpüyorum....


28 Mart 2011 Pazartesi

Yeni Heyecanlar

çoook uzun zaman olmuş ben blogta yazmayalı. sık sık geliyorum, okuyorum, geziniyorum ama elim bir türlü yazmaya gitmiyor.


gerçekten twitter geldi mertlik mi bozuldu :)


hoş ben twitterdan önce sapır sapır yazıp döktürmüyordum ya neyse...



en son yazımdan sonra epey şey olmuş. sevgilinin doğum günü kutlanmış bu sefer herşeye herkese inat süpriz doğum gününü yaptım! hahahayt zafer kazanmış kaptan mıyım şimdi :) neyim bilmiyorum ama mutluyum o kesin.


sonra benim doğum günümü kutladık ondan önce canımın içi kardeşimin nişanını yaptık. arkadaşlar ile çoluk çocuk bir araya gelip güzel bir hafta sonunun ardından at binmeye gittik.


benim zayıflama ritüellerim devam ediyor yediğime içtiğime dikkat ettiğim gibi pilatese de devam. bu hafta diyetisyen kontrolünden sonra bakacağız anyaya konyaya.

ahh sevgilinin oldum olası uzun olan saçlarını da kestim bu arada unutmadan bunu da not düşmüş olayım. bu işi ellerimle yapmış olmak benim için oldukça acıydı şaka değil. yaklaşık 10 gün evdeki yabancıya alışmaya çalıştım :) baktım baktım şaşırdım. şimdi ise uzun saçlı halini anımsayamıyorum. ne tuhaf iş...

bende kıskandım oynadım saçlarımla ama ıı-ııh kesmedi beni yeni birşeyler yapmak lazım ama ne onu henüz bulamadım.


bir önceki postta detayı sonraya demişim ama yine arada kaynıyor tam tahıllı un ile yapılan nefis mantı olayı ;)


arada 1 haftalık süreçte kuzumu perişan eden uçuk illeti!!! anasında vardı kızında da var üstelik çekmeye çok erken başladı benim elma şekeri. ağzının kenarında çıkan minicik bir uçuk elini ağzına sokması münasebetiyle parmağına ve oradan da ağzının içine geçti. ağzında ki yaralar yüzünden yemek yiyemez, süt içemez oldu :( sadece su ile beslendik feci günlerdi :( ilk antibiyotiğimizi uçuk illeti yüzünden 10 aylıkken almış olduk. çok şükür hemen toparlanıp eski keyif ve iştahına da kavuştu. elinde ki uçuk yüzüne ve özellikle gözüne bulaşmasın diye çok dikkat etmek gerekiyordu. koca cadı durur mu elbette durmaz, eline eldiven taktırır mı tabii taktırmaz. ne yaptık uzun çoraplarını eline geçirip dirsek, omuz vs.ye kadar çektik. o çıkartmaya uğraştı biz takmaya ve atlattık bitti gitti.

bizim kızla tek sıkıntımız kahvaltılar. yemiyorda yemiyor yumurtayı sevmiyor. kaşık maması yapıyorum ıı-ıhh, tek tek veriyorum ıı-ııh, arada omlet veya yumurtalı patates yapıyorum onu kataküllü ile yiyor ama onda da tam randıman ıı-ııh yok. ne yapacağız kahvaltı öğününe bilmiyorum. varsa tecrübeli annelerin deneyimleri ve önerileri okurum :)

aaaa ne çok ve ne karışık şeyler yazmışım. şimdi bu kadar yeter aaa hem saat de 18:00 olmak üzere, yarın görüşelim sevgiler...

13 Aralık 2010 Pazartesi

Diş Buğdayı

Kızım doğduğundan beri 3 ev değiştirdik. Bu ev değişiklikleri nedeniyle de bir türlü niyet ettiğim duayı yapamamıştım. Elma şekerinin dişleri de çıkınca hehhh dedim işte buda bahane, hazır evde yerleşti sayılır ee havalarda süper güzel gidiyor yapayım diş buğdayı ve duayı bir arada dedim. Dedim dedim ama ben dedikten sonra kış kıyamet bastırdı. Eee planlar programlar yapılmış insanlara da haber verilmiş oldu, bir daha ertelersem doğum gününe kalır bu iş diyerekten başladık 4 koldan hazırlığa. Yaptık, geldik bir araya, dualar ettik, yemekler yedik, sohbetler ettik. Çok çocuklu olmaya ise bir süre tövbe ettim :) Sonrası kısmet bakalım.

Annem ve eşimin annesi sağolsunlar yardım ettiler yemekler konusunda. Canım anneanneminde ağzına sağlık, duamızı kendisi yaptı. Biricik kardeşimde geldi yardıma.

Mönüde peynirli mayalı açma poğaça, patates hamurlu kıymalı poğaça, yaprak sarma, elmalı kurabiye, cupcake ve benim yaptığım truff, kısır ve diş buğdayımız ile gelenlere hediye edeceğimiz diş kurabiyelerimiz vardı.

Günün sonunda hasta oldum ama neden nasıl bilmiyorum gelenler arasında hasta olanda yoktu, sanırım yorgunluktan çıktı ortaya hastalık. Son durum konan teşhis ortalıkta dolanan grip ve yanına bonus gelen faranjit. Ve ilaç milaç hak getire, bitki çaylarına marş marş.

Günün sonunda gelen haberle İroş'unda ilk dişinin çıktığını öğrendik. Abisini solladı minişko.

Günün fotoğraflarını henüz yüklemedim hazırlıklar sırasında telefon ile çektiğim kareleri ekliyorum şimdilik.

Hazırlıkları yaparken pasta malzemeleri için eminönü'ne gittim, deneyimlerim ayrı bir post konusu olsun.


2 Aralık 2010 Perşembe

Bardaktaki Çıt Çıtlar



Dün akşam üzeri şirketteyken sevgili aradı verdi müjdeyi :) Mai'nin dişi çıktı diye. Eve gidene kadar çatladım o minicik beyaz testere ucunu görmek için... epeydir hazırlık çalışmalarına başlamıştı minish. Sonunda erdi muradına. :) Darısı diğer dişlerinde başına.

Eve gidince binbir zorlukla görmeye çalıştım baktım yok olmuyor hemen parmağımı dişetine değdirdim işte orada :)))))


Hele o bardaktan birşey içmek istermişcesine bardağı ağzına soktuğunda çıkardığı çıt çıtlar varya......

Canım meleğim için tarihe not olsun. İlk dişimiz çıktı 1 Aralık'ta, sağ ön altta...

23 Temmuz 2010 Cuma

Huzur!..

Mai'mizle keyiflerdeyiz bu nedenle sahalara dönüşüm belli ki geç olacak.

Bu arada her gün birçok şeyi geride bırakıyoruz... 2 ayımızı bitirdik. Bu 2 ay içerisinde ilk tatilimizi tamamladık maşallah kuzum hiç sıkmadı yormadı bizi, Ege'nin suyu biraz soğuk gelince sadece ayaklarını soktu denize elma şekerim. Gülmelerimiz başladı kahkalarımızı atıp konuşurken mırmırlanıyor laf dinleyip cevapta veriyoruz :) Tırnakları kesip eldivenleri sıpıtıp attık özgür el ve ayaklarla dolaşıyoruz, bu sıcaklar ile başa çıkmak için günde 2 seans banyo yapıyoruz. Gözler için takipdeyiz daha karar veremedi mavi olsa, yeşil mi? yoksa vazgeçip kahverengi mi olsa. Saçları tel tel döküp yenilerinin çıkışını seyrediyoruz, elleri emmeye doyamayıp kollara saldırıyoruz. Aşılarımızı yavaş yavaş tamamlıyor, itinayla kol bacak boşluklarını dolduruyoruz. Hepsinin keyfini tek tek çıkartıyoruz...

29 Haziran 2010 Salı

Neden Ağlar?!!!




Karnı tok, altı temiz, gazı, ateşi olmayan bir bebek neden durmadan ağlar?

Uykudan gözleri bayılırken uyumamaya neden direnir? :(

Fazla direnemeyip uykuya daldığında da neden en fazla 10 dakika uyur?

Şimdi uykuya daldı 10 dakikadan geri sayıyoruz... :(

8 Haziran 2010 Salı

Musmutlu......

Elma Çekirdeğim ile 22.gün :)




Çooook uzun zaman olmuş en son blogda yazalı, bloglar arası gezeli vs vs vs. Şimdi çok çok daha keyifli birşeyle uğraşıyorum. Çekirdeğim büyüdü geldi aramıza artık bizimle sağlıkla sıhhatle çok şükür.

39+6'da olduğumuz ve benim hiç ama hiç sancım olmadığı için doktorum suni sancı vererek doğumu artık başlatacağını söylediği için 17 Mayıs sabahı düştük hastane yollarına. Girdik doğumhanede sancı odasına, ilaçları vermeye başladılar ve bekleme sürecimiz başladı. Ben normal doğum diye tutturduğum için doktorum normal süreç ile ilerlemeyi kabul etti. Suni sancı için ilaçlar verilmeye başlandı NST'de sancılarım tavan yapıyor ama ben bir türlü o sancıları hissetmiyordum herkes şanslısın ne güzel diyip durdu, benim ise sancılar sırasında sadece kulaklarım yanıyordu :) evet kabul oldukça enteresan :)

Sancılarım oldukça sıklaşıp aralıkları 2 dakikaya düşmeye başladı, muayeneden sonra ben artık sancıları da hissetmeye başladım ama malesef ki bu kadar sancıma rağmen doğum için yeterli koşullar sağlanamadı. Başladık yine beklemeye sancılar çok sıklaştığı için suni sancıyı kestiler ama bu seferde benim gerçek doğum sancılarım başladı ama hala doğum için yeterli koşullar sağlanamamıştı. Saat 18:00'e gelirken 10 saatin sonunda ben full sancılarla kıvranırken doktorum geldi ve istersek ertesi sabaha kadar bekleyebileceğimizi yada sezeryan ile doğumu yapabileceğimizi söyledi. Bebeğin bu kadar süre içerisinde de yorulmuş olabileceğini söyleyince beklemekten vazgeçtik ve ameliyathane için hazırlamaya başladılar. O muhteşem anı kaçırmazdım o yüzden epidural sezeryan istedim.

Herşey çok şükür yolunda gitti ve 18:28'de balımı koynuma aldım. Herşey o kadar güzel, o kadar büyülü ve o kadar tarifsizce kıymetliydi.

Bugün birlikte 22. günümüz. Biraz sıkıntılarımız oldu, uzamış fizyolojik sarılık nedeniyle. Değerleri yeni yeni düşmeye başladı. Anne sütü almasına rağmen uzadı sarılığı, en son çıkan sonuca göre anne sütü sarılığıymış ama çok şükür atlattık diyoruz artık. Doğumdan sonra ki 4.gün kontrolümüzde değerler yüksek çıktığı için 1 gün hastanede yatıp fototerapi aldı balım. 1 geceyi koynumdan uzak geçirdi, ben sürekli süt sağıp veriyordum hemşirelere o sırada da arada görüyordum çekirdeği. Çok zor geçti o gece... Allah bir daha  göstermesin kötülüğünü, sıkıntısını, ayrılığını...

Günlerimiz artık hep aynı düzenle geçiyor. Uyan, altını temizle, emzir, varsa gazını çıkart, altını tekrar temizle, uyut ve uyurken otur karşısına seyret dur, uyanmasını bekle ve uyanınca aynı ritüelleri tekrarla... Çok zor süreç ama her zorluğa değecek karşılıksız, delice bir sevgi. Mai ile ilgilenmek dışında fırsat bulursam yada fırsat yaratasım gelirse de arada mutfakla, ev işleriyle vs ile uğraşıyorum. Hafta sonları da ziyaretler, tebrikler.

Kuzumun biraz kaka problemi var şimdi. Anne sütü sarılığının tespiti için mama vermemiz gerekti o da düzenini bozdu tabi. Şimdi kızım onunla cebelleşiyor bende yardıma gidiyorum... Herkese sevgiler ve öpücükler....